Fair play nedir?

Fair-Play, sporda kurallara uymaktan da öte belli bir davranış tarzını sergileyen bir terimdir.

Rakibe saygı ve ona fizyolojik ve psikolojik açıdan zarar vermeme özentisidir. Rakip, bir düşman olarak değil, oyunun bir parçası olarak görülür ve yoğun mücadelede bile rakibin onuruna saygı duyulur. Fair-Play, oyunda hileye ve şiddete başvurmamak anlamına da gelmektedir.

Kelime ilk kez İngiliz Kolejlerinde kullanılmaya başlandı. Ve genelde birbirine çok yakın olarak üç anlam taşır. Öncelikle “iyi oyun” anlamına gelecek biçimde kullanıldı. Sonra “iyi oyunu ortaya koyacak ruh hali ve sporcuya yakışan davranış biçimi” diye, değerlendirildi. Daha sonradan da “iyi oyunu temin edebilmek için, oyuna katılanların tümünün mutlak olarak yerine getirmek zorunda oldukları davranış biçimlerinin tümü” olarak değerlendirildi.

Ülkemizde ise bu kavram genelde “sportmenlik” veya “sportmence” kavramı olarak kullanılıyordu. Ama Son yıllarda artık “fair play” kavramı da dilimize yerleşmiş oldu.
Uluslararası platformda fair play kavramı için iki ayrı belge hazırlanmıştır. 1974 yılında Uluslararası Fair Play Komisyonu tarafından hazırlanan Fair Play Deklerasyonu tüm üye ülkelere gönderildi.

Bu belgede özet olarak “Kendisine ve dolayısıyla diğerlerine (rakibine, takım arkadaşlarına, hakemlere, izleyicilere ve kamuoyuna) saygıya dayanan bir hayat görüşüdür. Bu görüş her ne pahasına olursa olsun kazanmayı, başarılı olmayı reddetmektedir” yazmaktaydı. Bu kavram sadece sporcular için değil, yöneticiler, hakemler, izleyiciler, coachlar ve yarışmalarla ilgilenen tüm medya kurumları içinde geçerliydi.

Onlar da doğrudan veya dolaylı olarak yarışmaların yukarıda ifade edildiği biçimde cereyan etmeleri için çaba sarf etmeleri gerekmektedir. Özünde fair play olgusu ahlak felsefesi üzerine kurulmuştur.Gerek ahlaklı davranışlar, gerekse olumsuz davranışlar  hem Antik çağdaki spor olaylarında, hem de günümüzdeki modern olimpiyatlarda karşılaşılan olaylardır.

Tarihçe

Fair Play’in kullanım kökeni 15. yüzyıla  kadar uzanır. Şövalyelerin yarışmalarda centilmenlik dışı davranışları için Foul Play tabiri kullanılmıştır. Fair Play bunun tam aksidir. 16. yüzyılda ünlü yazar William Shakespare Eserlerinde Fair Play tabirini kullanmıştır. Spor diline Fair Play 18. yüzyılda İngilterede girmiş iyi oyun anlamında kullanılmış, uluslararası bir deyim olmuştur.

20. yüzyılın sonuna doğru Fair Playi bir toplumsal eğitim sloganı olarak kullanan kuruluşlar ortaya çıkmıştır. Dünyada ilk Fair Play Organizasyonun adımı 1963 yılında Gating (Almanya) da UNESCO Gençlik Enstitüsünün tertiplediği bir seminerde atılmıştır. Seminerde Şovenizm ve sporda şiddet konusu tartışmaya açılmıştı.Toplantıda ICSPE (Uluslar arası Spor ve Beden Eğitimi Kuruluşu) ve AIPS (Dünya Spor Yazarları Derneği) temsilcileri hazır bulundular.

17 Eylul 1963 de Parisde bir araya gelen UNESCO, ICSPE ve AIPS temsilcileriSporda Modern Olimpiyatların kurucusu Pierre Coubertin adına bir ödül İhdas ettiler. Aralıkta bir büro kuruldu.29 Mayıs 1973 de bu organizasyon CIFP (Uluslararası Fair Play Konseyi) adını aldı. 20/Ekim/1987 de ise Lozanda yapılan toplantıda IOC Uluslararası Olimpiyat komitesi CIFP’ yi Kendi kuruluşlarına dahil etti ve çatısı altına aldı. CIFP Konseyinde halen Erdoğan Arıpınar (Türkiye), Togay Bayatlı (AIPS Onur başkanı) ünvanı ile yer almaktadırlar.

Fair-Play’in başlıca kuralları şöyledir:

1- Oyun kurallarına uymak.

2- Rakibi oyunun bir parçası olarak görmek.

3- Oyun koşullarında şans eşitliğini kollamak.

4- Kazanınca zaferi kötüye kullanmamak, yenilince sonuca ve kazanana saygı göstermek.

Sözlükte Fair play ne anlama gelmektedir?

Saygıdeğer davranış.

Son eklenenler